Yurtdışında İş ve Eğitim Fırsatı
Ayrınıtlı bilgi ve başvuru formu için tıklayınız...
 
 

ÖGREN  ingilizce, Almanca, Fransızca, italyanca Rusca İspanyolca  

       

1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)

İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;

I shall do speak. (Konuşacağım)

You will do speak  

Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.

          Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.

          Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.

 
PRONOUNS

Pro:...nın yerine, ileriye.            Noun: İsim (gramatikal olarak)

Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz. 

                             Subject Pronouns                 Object Pronouns

                                          I                                          Me

                                          You                                     You

                                          He                                       Him

                                          She                                      Her

                                          It         + VERB +                It

                                          We                                      Us

                                          You                                     You

                                          They                                    Them

 

          Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.

 

          Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.

         Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.

     Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.

Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma

 

Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.

 

We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)

 

Be + V1.....ing  olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.

 

Conduct: Yapmak, yürütmek, Beraber götürmek

Ducere: Conduct’un latincesidir. Lider, götürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Duce”dir.

Duct: Götürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber Götürmek, yürütmek anlamına gelir.

 

Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.

 

She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)

 

(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)

 

My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)

I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)

He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)

Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)

Struggle for: ...için mücadele etmek

We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)

At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)

İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)

 

Zamanların Kullanıldığı Yerler

 

 

                                    Past Perfect      Past              Present             Future

                                  xxxxXxxxx    xxxxXxxxx           X                X

 

           Past Perfect Continuous      Past Continuous

 

Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple

·        Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous

·        Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.

 

Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

              Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.

Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:

1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.

 

I saw them last night. (S. Past)

I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)

2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.

I saw him when he entered the room.

  S. Past              S. Past

3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.

 

When you phoned, I was sleeping.  (I was sleeping when you phoned.)

               S. Past   Past Continuous

 

                4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.

 

I was reading the newspaper while my wife was watching TV.

    Past Continuous                                Past Continuous

Özet olarak;

 

a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.

c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.

d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.

e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.

 

Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;

 

Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.

 

The lesson had started when I arrived there.

                 Past Perfect       S. Past

Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.

My mother had been serving the table when I arrived home.

(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)

My mother was serving the table when I arrived home.

(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)

Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır. 

My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı) 

My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)

Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:

I saw the man on his knees when I opened the door. I understood that he had been looking

at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)

 

DEVAM